16 Aralık 2009 Çarşamba

TavaN

tavanın beyazlığı hayalimdekilerin tuali!
geçen gün gülümsemiştin... onu da çizdim tuale!
arada gidip geliyor görüntüler tualde!
sanırım sebebi belirsiz uçan beyaz kelebeklerde!



14 Eylül 2009 Pazartesi

ÇORBA!

BASİT Bİ ŞEYDİR ÇORBA!
ÇORBA KARIŞTIRIYORUM USULCA!
KAŞIKLA BERABER DÖNÜYOR İÇİNDEKİ GİRDAPTA!
BENDE DÖNÜYORUM O GİRDAPLA!
OKYANUSLARDA OLUR YA...KURTULAMAZ KURBAN O ANDA!
İÇİNE ÇEKER HIZLANDIKCA!
ÇOK KOYU OLDU BU ÇORBA!
BİBERSİZDİ AMA ACI GELDİ!
ÇORBA KARIŞTIRIORUM USULCA!
BİRİLERİ BU ÇORBAYI İÇİP MUTLU OLSUN DİYE!
MUTLU OLUNSUNDA BU GİRDAPLARDA BİTSİN DİYE!
ÇORBA KARIŞTIRIYORUM USULCA!
KAŞIKLA BERABER BENDE YOK OLUYORUM ASLINDA!

Ukala!

Sabah pencereden baktığında, gördüğün turunculuğa hayran olduğun gibi, hayran ol banada!sonra güneş çıksın iyice, yavaş yavaş turunu tamamlayıp batsın,
ve o batıştaki turunculuğa da hayran olduğun gibi hayran ol bana!
sonra şehir binaları sırtını dönsün güneşe, siluet olsunlar!
o siluetlere baktığın gibi bak bana da! hayran hayran...!
turuncular mora karışsın ve sen o kontrasları sevdiğin gibi sev benide!
bende onlar gibi gerçeğim! ben o'yum, onlarım aslında!
güneş iyice yok olsun ve yerini ay'a teslim etsin!yıldızlar belirsin!
sen o yıldızların parlayışına baktığın gibi bak banada! hayran hayran...!
bende onlar gibi gerçeğim! ben o'yum, onlarım aslında!
gel koşalım...gel gidelim...
hiçbişeyin kalmasın burda...tüm benliğinle kaç burdan bana!
iyi tarafımı keşfetmen için ve seni seviğim için! HUZUR İÇİN!


...dedi hayaat bana... ama ben tüm ukalalığımla onu reddettim!

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Happiie B.Day To Me !!!


Happiiiiiee Birthday To Me'ler oldu dün bana! :)

Pek güzel oldu!mutluluğa eşlik eden heyecan, bu duygulara sahip bana eşlik eden bi grup pek kıymetli arkadaşlarm vardı! Pasta yerine de şarabım vardı mum üflediğim :D 2 senedir ikinci yaşam alanıma gidiorum kutlama yapmaya...Seğmenlere!

Olduğundan farklı bi kutlama olması için, müzik yerine insanların birbirini duyması için, muhabbetin dibine vurmak için, "Ooooh mis temiz hava" demek için, arada iliklerime kdr üşümek için, birazda ucuz alkol tüketilmesi için .... Seğmenler! gayet ideal!:D

2009 doum günüsüde hiç bir sorun olmadan bitti...! bir tane daha yaşlandm, bi basamak daha çıktım, damlaya damlaya göl olurdaki bi damla daha düştü dün gece :) hey gidi heey! :)ama kalabalığa bi ara baktığımda ölüodm mutluluktan !!! iyi ki geldiniz! ^^

HER SARILIŞ AYRI Bİ MUTLULUKTU MİLLET! ;)

27 Temmuz 2009 Pazartesi

~ Nineties Forever ~


Arşivimden insan ruhuna ağır darbeler yaratıcak parçalar buldum geçen gün! çoğu insana hayatı, bugunü, dünü sorgulatıcak, sallantılar yaratıcak parçalar!repeat'e de ayarladım player'ı ! Sonra o parçaları ilk dinlediğimdeki hallerimi hatırladım, sözlerini ezberlemek için deli gibi çabaladığımı! internet değil de teletexden arardım şarkı sözlerini ozmn, bulamazsam da eziyet çekip şarkıyı cümle cümle dinler yazardım. XD çocukluk yılları onlar tabii... saçma sapan şeylerle uğraşabiliyor insan.
Bi de şimdi dinlerken o süreç içinde geçenlere göz attım... ERROR!!!


canım birden meybuz istedi bi de leblebi tozu... sonrada ağaçtan dut aşırmak fln.. bunları dinlerken bunları mı yapıodum ki ben :D mideme bişeyler oldu!
şarkıları dinlerken farkettim ki, midemde kelebekler beslemek istiorum bi de... gerçi biraz ürkütücü...en son midem de kelebekler büyütmeye çalıştığımda, kelebekler kontrolden çıkıp uçan dinazorlara dönüştü ve iç organlarıma saldırdılar! kalbime ulaşıp deldiler!savaş çıktı içimde bi yerlerde, kimse bişey görmedi...! ama ben çok şey gördüm, kör olmak isteyecek kadar! neyse!


sonuç o ki 90'lar pek kıymetli...bisüre player'da bunlar çalıcak belli ki... bugünden uzaklaşmak istiyorum bi süre! çünkü bugün de hiç bişey yok ve yrnı göremiyorum!


dipsiz derinliğimde dinlenirken bana eşlik ederler!

25 Haziran 2009 Perşembe

Scream


zamanım geçiyor.
düşündükce geçior.
eğlendiğimi zannederek geçior.
çok boş geçior.
yıllar geçior.
yaşım geçior.
aşklar geçior.
acılar geçior.
ben benden geçerken benden kimler geçior.
yanımda duran insanlar neden gidior.
bitior... herşey yavaş yavaş bitior.
belki sonra yenileri gelior.
sonra onlarda gidior!

tekdüze yaşam şekliyle, hümanist felsefeden uzaklaşarak geçior, gidior, bitior.

herkes bişey arıor.
bunu kimse farketmior.
mutluluk aşk ya da para aranıor.
kimse bulamıor. bulsa da geçip gidior, bitior.
beynim dur diyor, ruhum ölmek istior, ben bilmiorm.

herşey çok karışık, karmakarışık.
herkes aslında dünya gibi kendi etrafında dönüor.
herkes efsanedeki mecnundan rol çalıor, kavuşamıor.
herkes gitmek istior ama kalıor.herkes beni bilior bir de kalbimi...!

bende biliorm seni istediğimi...!

AralıK 2008

Post Modern Aşklar vs. 19.yıl Aşkları

19.yy'daki a$klar,$imdikilerden çok farklı. a$kı ne $ekilde ya$arsak, davranı$ biçimimize o $ekilde yansır.Eskiden a$ık olanlar verem olurlardı,$imdi çok farklı..."

Kültür Tarihi Ders Notları- F.Yenisehirlioglu

Sonsuz bir gırdaba girdiğimi düşündüm bunları not alırken, gerisini not alamadım ve de...!"vaaay" dedim, "ne laf etti! bundan makale çıkar arkadaş!" :)

iki cümle ama gönül yozlaşmasının ispatı, bencil neslin kanıtı vs. vs.! ewt...şimdi çok farklıydı!dedemin anlattığı gibi 5 yaşında tanışıp sonsuzluğa koşulmuordu artık! özlemle sevişilmiordu, biçoğunun umrunda değildi! üstünden geçilecek bisürü tenin farkındalığıyla yaşanıyordu, kimisinin de tüketmek üzere biriktirdiği piyonları vardı!

yeni çağın getirmiş olduğu tüketme duygusunun tavan yapışı!fabrikalaşmış bedenler serüveni ya da tüket(il)en hareketler bunlar!

herşeyi tüketioruz ya çılgınlar gibi... maddi, manevi sömürüyoruz ya! bişeylerimiz bozulduğunda atıoruz ya yenisini almak üzere!birbirimizi de atıoruz nasılsa yenileri var diye! ama sadece görselde...! beyinlerimizi de sildirebilsek ya keşke,hani şu biçok kişinin " my favorite movie" kutucuğunda yazan filmdeki gibi, elbet biyerlerde yenik düşüoruz, bastırmak için de tüketioruz birbirimizi...Olmaz tabii 19.yydaki gibi..."Carpe Diem" diyerek yaşanıyor, unutuluor anlar. ozmn ki gibi gönüle düşen acıyı senelerce değil, şimdi 5dk. da kaldırıp atıorz,bilemedik 1günde enfazla 1hafta... peeh! kimse kan tükürmüor ki artık! sadece 1 sene'nin 1 ay'ı içinde dostlar düşmana dönebiliyorken...çok yazık ki işte bu zmnlarda ölüoruz bence yavaştan!ruhumun işaretlerine verebileceğim tek cevap polyanna hikayesi...!geride bıraktığımız her süper an ve duygular için bikere Ctrl+Z hakkımız olsaydı :)

don't turn back, forbidden! go straight on! calm down & take a deep breath... formülünden yola çıkarak gülümsemeye çalışıoruz...maskelerimizi takarak!

kalp stratejilerinden, bilinçaltı kavgalarından, dipsiz derinliğinden aydınlığa çıkmış insanlar düşlüorum!... ve 19.yy.aşklarına saygı duyuyorum sırf postmodern aşklardaki yarımlılık ve sahtelikten uzak olduğu için!yeni zamanla taze günler diliorum ruhuma... mutlu anlar diliorm kalbime... facia kişiliklerden uzak olmak üzere!

NisaN 2009

17 Mart 2009 Salı

Psyco

sonsuzluk içinde bırakmışken kendini saflığın prensesi, çıkıp duruor karşısına psyco prensi, deliriyor, uzaklaşmak istiyor sürekli, her seferinde prenses ama umursamadan konuşuyor psyco prensi...
düşünüor saflık abidesi, güzeller güzeli,
neden diyor? neden bana bunu yapıor!?
neden istemediğimi bildiği halde benimle konuşuyor?
düşünüyor... düşünüyor herzaman ki gibi!
acısına acı katıyor oysa birkez daha psyco prensi
içindeki kocaman boşlukta koşuyor koşuyor koşuyor yine saflık prensesi
duramıyor, öyle hızlı koşuor ki artık canı acımaya başlıor yüreğindeki yarıklar gibi tabanlarındaki yarıklardan
ve sonra alışmalıyım artık buna da başka şeylere alıştığım gibi diyor!
ben kalp şatomun yöneticisiysem eğer, umursamamalıyım diyor, duymamalıyım duymuş olsam da, görmemeliyim görmüş olsam da diyor
ve duruyor yavaş yavaş, koşmuyor artık!
biliyor ki artık hiç bi faydası yok çığlıklarının da, gözyaşlarının da, koşmaların da olduğu gibi!

Fotoğraf

eski fotoğraflar... anılarım...
kalbimin çöküşünün seyir defteri
hayat hikayemin yansımaları
torba torba gözlerim, çökmüş yanaklarım ve görünmeyen kocaman bi kalp deliği
uzun süre geçti...
bugün tekrardan fotoğraflara daldım ama sen yoktun, sensiz olanlara baktım.
ucube kişiyle 4 , senle sonsuz, kıymetli yakın çevremle de sayısız fotoğraf.
tüylerim diken diken.
insan neler yaşayabiliyor hayat içinde
çok üzülmüorum artık, sadece bikaç damla aktı okdr.
kime yazıorum ki sanki bunları.
ruhumun kırık dökük hikayesinin kahramanına mı?

Aralık 2008

Karen O. Hissiyatları (Farkındalıklar Vol.3)

Farkettim ki...


Farkında olmadan sanırım Karen O.'ya dönüşüyorum... :))Benzetildiğim üzere; saç rengi - modeli ve de geçen gün mikrofonu tutarken yaptığım bikaç kafa sallama hareketiyle gözlerimi kocaman açıp, "stop it" dediğimi hatırlıyorum.
Hatta buyüzden şarkı sözünde bikaç yer değişikliği yaptım :) (umarım farketmemişlerdir)
"Hooop" dedim "yok öyle bişey" dedim. Hiç böyle bi kaygı içinde olmadım ki ben, bir başkasına benzeme, örnek almak gibi.
Hiç rol modelim yoktur ki sadece küçük yaşlarda rol modelim biri vardı aileden sonra rol model olayının saçmalığına karar verip vazgeçtim. Neden birileri bir başkaları gibi olsun ki, o birileride birilerine bakarak mı birileri olmuştu ki...?

Orjinal ve özgün olmak en kralı arkadaş!!!

Ben Karen'dan önce tanınmış olsam o'da aynı düşüncelere sahip olabilirdi belki :D Bilinçaltı bunlar, sadece biranlık farkındalık, gözlerimi kocaman açışım ile son buldu bu fikirde.
"Herkes tek ve kendidir ayrıca özgünlük ve orjinalliği yaratma fikride bireye aittir" görüşümle nihayetlendiriyorum!
Hmmm... Buarada ben Başak! :))))

Passion (Farkındalıklar Vol.2 )

Farkettim ki...

İLK DEFA mikrofonu elime aldığımda titremedim ve izleyiciye baktım. Gücünüzün ve yetinizin sonsuz olduğunu farkettiğiniz zaman bambaşka bakıyorsunuz siluetlere. Konumunuza göre değişiyor siluetler.Hiçbir kaygı gözetmeden aklınızdan geçen sözleri, ritimle birleştirip haykırmaktan ve içinizdeki herneyse hoparlörlerden başka beyinlere ulaştırıyorsun.Eğlenmenin binbir çeşidinden birkaçı... Deşarj ve Haz :)Bunu yapmaktan büyük zevk alıyorum, başka birilerine şarkılarla ulaşmaktan... "Ben derinim dipsiz derin" anlarımdan uzaklaşıyorum.
Ufak hatalara ve hasta oluşuma rağmen bu sahneyi de iyi kötü atlattım... dilerim ki darısı diğerlerine :)

YarımlıklaR (Farkındalıklar Vol.1 )

Farkettim ki...

Geçen gün yeni aldığım kitabımın sayfasını açtığım da, ne kadar çok yarım bıraktığım ve sonunu getiremediğim kitabım var... sonunu getiremediğim hatta gelişme bölümüne gelmek üzereyken bıraktığım. Oysa yeni bir kitap aldığımda, bir diğeri bitmeden asla yeniye başlayamazdım. Hatta yeni olan kitap eskiyi daha hızlı bitirmemde etkili olurdu! Ama farkettim ki 1 senedir yarım bırakıyorum! Herşeyi... Hayatımdaki başka şeylerin kursağımda kalışı ve devamsızlığı gibi...

Büyük bir hırs ve sevgi ile başlayıp işe, yarıda kalışı...İçimdeki duyguların ısrarla dışa çıkmak istemesi ama gerçekte çıkamayışı ve de tamamlanamayışı... Evet farkettim ki 1 senedir böyle!!!Birşeyler bitiyor bittiğini sanarak ama kursakta kalındığını farkettiğin anda bittiğine de inanamıyorsun. Tamtamına 3 tane yarım kitabım var yeni kitabın kapağını açarken...

Bunun sebebini bilmiyorum ama konuların sürükleyici olmayışı ve açgözlülük şıklar arasında yer alamaz. Daha önce olmayan kopukluklar bunlar...

Belki de bu hareketler, bir tanesi varken bir başkasının da olabileceği bir Dünya'da yer aldığım gerçeğini görmüş olmaktır. Nasılsa birsürü kitap var, birsürü...!

Kimse üzülmüyorsa, 3 yarım kitabım varken bir başkasını okumaya devam ediyorum pekala!!!

20 Ocak 2009 Salı

Mayonez Kavanozu ve 2 Fincan Kahve

Ne zaman hayatında bazı seyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman mayonez kavanozu ve 2 FincanKahveyi hatırlayınız! Bir gün bir Felsefe profesörü, elinde birkaç kutu oldugu halde dersegelir. Ders basladiginda, hiçbir sey söylemeden, önüne büyükçe birmayonez kavanozunu alir ve agzina kadar tenis toplari ile doldurur veögrencilere kavanozun dolup dolmadigini sorar;Ögrenciler ittifakla kavanozun doldugunu ifade ederler, Bu seferprofesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldigi çakil taslarini,çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakil taslari kayarak, tenistoplarinin aralarindaki bosluklari doldurur ve ögrencilere tekrarkavanozun dolup dolmadigini sorar, onlar da 'evet' doldu derler,profesör bu defa masanin üzerindeki diger kutuyu eline alir veiçindeki kumu yavasça kavanoza döker.Tabii Ki kumlar da çakil tasla rinin aralarindaki bosluklari doldurur.Ve tekrar ögrencilere kavanozun dolup dolmadigini sorar,Ögrenciler dekoro halinde 'evet' derler.Bu sefer profesör masanin altinda hazir bekleyen 2 fincan kahveyi alirve kavanoza bosaltir, Kahve de kumlarin arasinda kalan bosluklaridoldurur. Ögrenciler gülerler!Profesör ögrencilerin gülüsünü destekleyerek 'eveet' Diyerek;Ben 'Bu kavanozun sizin hayatinizi simgeledigini ifade etmeye çalistim ' Der.Söyle ki; Bu tenis toplari hayatinizdaki önemli seylerdir; aileniz,çocuklariniz, sıhhatiniz, arkadaslariniz ve sizin için önemli olanseylerdir.Diger seyleri kaybetseniz de, bu önemli seyler kalir ve hayatinizidoldurur. O çakil taslari ise daha az önemli olan diger seylerdir;isiniz,eviniz, arabaniz vs.Kum ise diger ufak tefek seylerdir.'Sayet Kavanoza önce kum doldurursaniz...' diye, anlatmaya devam eder,'çakil taslarina Ve özellikle de tenis toplarina (yeterli) yer kalmaz.Ayni sey hayatimiz için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufaktefek seylere harcar, israf ederseniz, önemli seyler için vakitkalmayacaktir..Dikkatinizi mutlulugunuz için önem arz Eden seylere çevirin.Çocuklarinizla oynayin. Sagliginiza dikkat edin. Esinizle yemegeçikin. Evinizin ihtiyaçlarini karsilayin. Öncelikle tenis toplarinikavanoza yerlestirin. Öncelikleri, siralamayi iyi bilin .Gerisi hepkumdur.Bu Ara Bir ögrenci sorar; 'Peki, O iki fincan kahve nedir?'Profesör gülerek: 'Bu soruyu bekliyordum,Hayatiniz ne Kadar doluolursa olsun, her zaman dostlariniz ve sevdiklerinizle bir fincanKahve içecek kadar yer vardir !!! '

Too Late

Başımdan geçen hayat hikayeleri, umardım -umuyorum dediğim sevgi günleri... beni benden alan yalan dolan insanlarla mücadelelerim, olmaması gereken oluşları gerçekleştirdiğim günlerim oldu benim!
uzakta kaldı hepsi, hepsi geçti, derecesini tanımlayamadığım sızılarla geçti gitti! umardım hayalleri gerçekleştirmeyi, gençlik günlerimdeki sevgi sözlerimi herdaim paylaşabilmeyi!
delik deşik edilmiş yaşamın içindeki bizleri "past tense" içine yerleştirdim.
hayal kurmaya devam ediyorum... geleceği güzel kılmak için, derinleştirmek ve yürüyebilmek için! büyük acılar yüze gülücük olarak yansır bazen!
keşkelerle yaşayabilmenin mucizesi, yazık!!!
geç kaldık... çok geç!!!

Eskiden Şimdi

çocuktum bi zamanlar... senden önce bi zamanlar... kocaman oldum seni tanıdığım zamanlar... olgun ötesiyim senden sonraki zamanlar... acı dolu kalp yorgun bi ruhum var şimdiki zamanlar... bilemiorum ki...ne daha iyi, kim daha gerçek, ne daha doğru, kim daha harbi!
defolun ruhumu bozan iblisler!!! diyar diyar dolaşsam da karşılaşmasam bir daha! korkunç rüyalar gördüğüm geceleri size armağan ediorum!!! çünkü bitirdim ben acılarımı!
size armağan ediyorum lanetlerimi, değmez günlerimi, nefret duygularımı, kocaman saçmasapan hikayeleri! kahramanı değilim artık bu hikayenin!
yaftalanmak sonucu bu haldeyiz, dinlememek için yarışmışız, ağlamak için susmuşuz...
diyeceğim o ki artık yokuz!

SoRGu

karanlık manalı gelmeye başladığı zaman korkarım
gözün göremediği şeyleri sevmeye başlamak değil midir?
soluksuzluğu hissettiğim anlar kendimden kaçarım
çaresizliğin ömürde başvermesi değilmidir?
sandığım yerlerden gelecekleri beklerken
gözüm kararmıştır şuursuzca
değer vermeyene verilen değer, aramayanı arayanmışsın meğer
ne çabuk sahiplenirmissin be adam, ne çabuk kıymetlenirmiş seni arayıp sormayan
kadersizmiş geleceğimiz umarsız, diyeceğim o ki bigün ipler koparmış
hazırmışsın gitmeye sende daha tazeyi bulunca, düşünmez misin ya intikamım acı olursa
gönül yarası, et yarası olsaydı nice ruhlar dünyada kalırdı!
şimdi yavaş adımlarla ilerleyelim, sindirelim tüm yenileri
yazalım ki hatıramızı şimdi, silinmesin geçmişimizdeki derinliklerin öfkesi
tanıdım gönülden sevenleri bi de bilirim karaktersizlik örnekleri
insancık ötesi hareketlerin direnişleri,bilinçlere işlenen yeni nesil düzenleri
korkmadım hiçbizaman, sormadım söylenmedikce, dinlemedim bahsetmediyse ama hep sorguladım ben nerdeyim diye!

Tek Yön

daha ne kadar devam edebilir bu oyun
kalbim ölmek istiyor, beynim dur diyor, ben bilmiyorum
gitmelisin herşekilde...
gitmelisin beni bilmeden...
gitmelisin anormalliklerimin bitişi için...
uzak durmalısın benim için...
sene sonra hissedebildiğim ifadesiz bi his!
dipsiz derinliğimin, deneyimlerime etkisi!
hayatımın ince ince kalp atış ritimleri, gitmelisin herşekilde...
değer seviyemi sıfırladım beklemiyorum ki değerlerini kalbinde değilken
yokolmuşluğun ve kayboluşun yıldönümünde
gitmelisin beni daha fazla merak etmeden
manzaramda bembeyaz saflığın güzelliği
kırılganlık seviyesi, saflık derecesi ve öldürme istekleri
ve kızdığım bir kaç insan müsfettesi
hepberaber dağıtıldı kusursuzca
dağıldık ben toparlamaya çalıştıkca
artık sadece gitmelisin !!!

boşluğunu dolduran boş beyinlere!kalbini hissedebileceğin meçhul günlerine
beni benden alıp, attığın dipsiz derine bir de sevgi dolu eskilere, benden selam söyle!